Sabah-banner_cigkoefte-ayran
 

Mikdat Karaalioğlu

ALMANYA’NIN VIP LİSTESİ

Gazeteciler takip ettikleri siyasi olayların, tarihi öneme sahip, çok önemli olaylar olduğunu düşünmek ister. Tarihi bir gelişmeye tanıklık etmek ve bunu okuyucularına aktarmak meslekte yaşanabilecek en büyük hazlardan biri. Dolayısıyla ‘’tarihi’’ sıfatını en çok kullanan meslek grubu herhalde gazetecilerdir. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Berlin’e yaptığı ziyaretin tarihi bir ziyaret olup olmadığı, yapılan görüşmelerin sonuçlarının alınmasıyla ortaya çıkacak. Ancak şu bir gerçek ki; “Almanya ile Türkiye arasında bu zamana kadar yaşanan en önemli siyasi temasın tanığı olduk”.

İki ülke arasında ilk kez hükümetler arası istişare toplantısı yapıldı. Almanya, böylesi toplantıları bu zamana kadar sadece 10 ülke ile yaptı.  Bu ülkeler; Fransa,  İtalya, İspanya, Rusya, Polonya, İsrail, Hindistan, Çin, Hollanda ve Brezilya.  ABD ile Almanya arasında resmi bir istişare mekanizması olmamakla birlikte gayri resmi olarak bu toplantılar yapılıyordu. Listede sadece Almanya için siyasi ve ekonomik olarak vazgeçilmez ülkelerin bulunması dikkat çekici. Yani Almanya’nın siyasi VIP listesi.  Bu listede artık Türkiye de var.

Bu köşede iki ülke arasındaki ilişkilerde ve iki ülkenin birbirleri hakkındaki algısında paradigma değişimi olması gerektiği sık sık dile getirildi. Şimdi bu değişimin bir tahmin ve yorumum ötesinde siyasi bir gerçek haline gelmesine şahit olduk.  Her iki ülke için (bunu  bilinçli olarak iddia ediyorum) tarihi bir başlangıcın eşiğindeyiz. Türkiye’den Almanya’ya daha az mülteci gitmesi ve buna karşın Türk vatandaşlarına AB vizesinin kaldırılması Eisberg’in sadece görünen yüzü. Yani bu ‘’alış-veriş’’ her iki ülkenin son siyasi yakınlaşmadan elde edeceği faydaların sadece küçük bir kısmını oluşturuyor.

Bakanlar düzeyinde yapılan görüşmelerde ele alınan konular ciddiyetle takip edilip, açık ve dürüst bir şekilde hayata geçirilirse her iki ulusta belki tarihlerinin en faydalı işbirliğini yapmış olacak. Karşılıklı ön yargı ve güvensizliğin profesyonel bir işbirliğine dönüşmesi, “bu ilişkinin iç siyasette malzeme olmamasından” geçiyor.  Sadece hükümetlerin değil, medya ve sivil toplumun da önemli bir sınav vereceği bir döneme giriyoruz.

Yorum bırak