BİZE ULAŞIN

Sistem karşıtı partiler Avrupa'da düzeni sarsıyor

Ekonomik kriz ve sığınmacı akınının etkisiyle Avrupa'daki sistem karşıtı genç partiler, aldıkları oylarla düzeni sarsarken geleneksel partileri de zorluyor.

07 Mart 2018,14:57
Sistem karşıtı partiler Avrupada düzeni sarsıyor

Avrupa'yı son 10 yılda etkisi altına alan ekonomik kriz, yolsuzluklar, sığınmacı akını ve Avrupa Birliği (AB) karşıtlığı, kıtanın siyasi hayatında değişime yol açtı. Gençlerin liderliğini yaptığı yeni partiler ve tepki hareketleri, kısa sürede aldıkları destekle geleneksel partileri zorlarken sistemi de sarsıyor.

Avrupa'da geleneksel siyasi düzen, tepkiyle kurulan genç partilerin "tehdidi" altında. İtalya'daki son seçim sonuçları, Yunanistan'da Radikal Sol Koalisyonunun (SYRIZA) üç yıl önce iktidara gelmesiyle başlayan sürecin artık geriye dönmeyecek şekilde ilerlediğini gösterdi.

AA muhabirlerinin derlediği bilgilere göre, yeni söylem ve çözümlere ihtiyaç duyanlara, özellikle de gençlere seslenen sistem karşıtı partiler, kıtada siyasi çehreyi değiştiriyor.

İtalya

İtalya'da sistem karşıtı duruşuyla ana akım siyasete tepki olarak doğan 5 Yıldız Hareketi (M5S), ülkede geçen pazar günü yapılan genel seçimden 32,6 oyla meclisin tek başına en büyük partisi olarak çıkmayı başardı.

Parti böylece, kurulduğundan bu yana geçen 11 yıllık sürede, İtalya'da geleneksel sağ-sol siyasetinden farklı şekilde sisteme karşıt duruşuyla bütün dengeleri bozarak meclisin en büyük partisi konumuna geldi.

İtalya'da ekonomik krizin ağır yükü, siyasetteki yozlaşma ve yolsuzlukların etkileriyle ortaya çıkan M5S, yolsuzluk ve sistem karşıtı olarak dikkat çekiyor.

AB'ye de eleştirel bir tutumla yaklaşan M5S, son dönemde söylemlerini yumuşatmış olsa da "kısmen AB karşıtı" olarak biliniyor.

Yunanistan

Yaklaşık 10 yıl önce birçok AB ülkesini sarsan ekonomik krizin daha derinden ve uzun bir süre hissedildiği Yunanistan'da ise yaşanan gelişmelerin siyaset sahnesinde etkileri de açık şekilde görüldü.

Siyasi yelpazenin merkez sol ve merkez sağından kriz sırasında hükümette olan partilerin halk desteği hızla erirken, Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) bu süreçteki seçimlerde oylarını hızla yükselterek iktidara geldi.

SYRIZA, görevdeki Başbakan Aleksis Çipras liderliğinde, Ocak 2015 seçimlerinde yüzde 36,3 oy alarak 300 sandalyeli mecliste 149 milletvekili çıkarmayı başardı.

Kurtarma paketi programları kapsamında kemer sıkma önlemleri altında bunalan Yunan halkına Çipras, Avrupa Birliği ve IMF'den oluşan kreditörlerine "hayır" deme vaadinde bulunarak göreve geldi.

Çekya

Çekya'da Ekim 2017'de yapılan seçimlerde Gayrimemnun Halk Hareketi (ANO) siyasi geleneğe sahip birçok partiyi geride bırakarak birinci oldu.

2011 yılında Slovak asıllı iş adamı Andrej Babiş'in öncülüğünde kurulan ANO, 2013'te yapılan milletvekili seçimlerinden ikinci büyük siyasi güç olmayı başararak Sosyal Demokrat ve Hristiyan Demokrat partilerle 3'lü koalisyon hükümetinin ortağı oldu.

Popülist-liberal ve AB'nin birçok uygulamasına kuşkuyla yaklaşan Babiş'in liderliğindeki hareket, 2017'de yapılan seçimlerden yüzde 30'a yakın oyla sol ve sağdan köklü partileri geride bırakarak ilk sıraya yerleşti.

Cumhurbaşkanı Miloş Zeman tarafından hükümeti kurmakla yetkilendirilen Babiş, mecliste temsil edilen 8 partiyle yaptığı görüşmeler sonucunda koalisyon ortağı bulamadığı için azınlık hükümeti kurdu ancak meclisten güvenoyu alamadı. Zeman tarafından ikinci

İspanya

İspanya'da Podemos (Yapabiliriz), 2011-2012 yıllarındaki işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle yapılan geniş çaplı gösterilerin ardından 2014'te kuruldu. Liderliğini 39 yaşındaki Pablo Iglesias'in yaptığı sol parti, kemer sıkma önlemleri, eşitsizlik, işsizlik, ekonomik sorunlar ve yolsuzluklara karşı söylemle kısa sürede dikkat çekti.

Üye sayısı ilk 20 gün içinde 100 bini geçen parti, kuruluşundan sadece 4 ay sonra yapılan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde bir milyon 200 bin oyla (yüzde 8) 5 koltuk elde etti. Podemos, 20 Aralık 2015 seçimlerde yaklaşık yüzde 21 oyla 350 sandalyenin 69'unu alarak parlamentoya üçüncü parti olarak girdi.

Bu sonucun verdiği cesaretle hükümet kurmada ısrar eden parti, Sosyalist İşçi Partisine (PSOE) koalisyon teklifinde bulundu. Ancak PSOE, merkez sağ partilerden Ciudadanos (Vatandaşlar) ile anlaşarak Podemos'tan destek istedi. Podemos'un buna karşı çıkmasıyla ve birinci parti olan Halk Partisinin (PP) de hükümet kuramamasıyla erken seçime gidildi.

26 Haziran 2016'da yapılan erken seçimde, Podemos oy oranını koruyup sandalye sayısını 71'e çıkardı. Ancak bu kez PP, yüzde 28 olan oy oranını yüzde 33'e, parlamenter sayısını da 123'ten 137'ye yükselterek daha iyi bir sonuç elde etti.

Almanya

Almanya'da AB'deki ekonomik krize tepki olarak 2013'te Almanya için Alternatif (AfD) partisi kuruldu. AfD, AB'deki ortak para birimi avroya ve borç krizindeki ülkeler için hazırlanan kurtarma paketlerine karşı çıktı ve Avro Bölgesi'nin dağılmasını talep etti.

24 Eylül 2017'de yapılan genel seçimde de yüzde 12,6 oy alan AfD, 92 milletvekilliyle üçüncü büyük parti olarak mecliste yerini aldı. Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Partinin (SPD) ülkede koalisyon hükümeti kurmaya karar vermesiyle de AfD, ana muhalefet partisi oldu ve mecliste önemli yere sahip olan bütçe komisyonunun başkanlığını aldı.

Hollanda

Hollanda'da mevcut siyasi partilerin İslam'a ve yabancılara tolerans gösterdiği gerekçesiyle muhalefet yapan Geert Wilders, 2006'da aşırı sağcı Özgürlükler Partisini (PVV) kurdu.

İslam ve yabancı karşıtı söylem benimseyen ve eleştirilerinde AB'yi de hedef alan PVV'nin bir sayfa kağıda sığdırdığı programında ülkeyi İslam'dan arındırmak, sığınmacılara sınırları kapatmak ve "radikal" Müslümanları hapse atmak gibi hedefler ön planda yer alıyor.