; BİZE ULAŞIN
Mikdat Karaalioğlu

Mikdat Karaalioğlu

18 Eylül 2015, Cuma

ÖZDEMİR NEREDE YANILIYOR ?

Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Mardin ve Cizre’ye yaptığı ziyaret esnasında hükümet ve PKK’ya ateşkes çağrısında bulundu. Silahların susmasını talep etmek makul bir çağrı. Ancak bir terör örgütü ile hükümeti eş değer konuma düşüren bu çağrı, her ne kadar barış talep etmek gibi masum bir içerik barındırsa da, sonuçta terörü meşrulaştırma izleri taşır. Eğer bir hak talebi söz konusu ise ki bu Türkiye’de artık hiçbir cezai yaptırım olmadan konuşulabiliyor, Özdemir’in PKK’ya koşulsuz silah bırakma gibi bir çağrısı olmalıydı. Eğer varlığı demokratik seçimlere bağlı hükümetle eli kanlı terör örgütü PKK’yı ilk bakışta aynı kefeye koyar bir üslupla sorunu tanımlamaya kalkışırsak, tüm sorunların çözüm merkezi olan Parlamento ne işe yaramış olacak? O zaman hangi ilkelere göre tartışıp sorun çözeceğiz?Yeşiller Eşbaşkanı seçimlerin özgür ve dürüst şekilde cereyan etmesi gerektiği yönündeki açıklaması da dikkate değer bir başka açıklama. Tabi dürüstlük siyasette eksikliği duyulan bir haslet. Özellikle bölgedeki seçimlerde yüzde yüz HDP’ye oy veren yüzlerce köyün, bu tercihlerini PKK korkusuyla mı yoksa hür iradeleriyle mi yaptığı sorunu hala ortada dururken.  Özdemir’in özgür ve dürüst seçim talebi yaparken, HDP’nin kendisine gösterdiği yakınlığı  kullanarak, demokraside böyle bir yöntemin kabul edilemeyeceğini Yeşiller’in zorla oy alınmasına asla izin vermeyeceğini söylemesini beklerdik. Ancak Eşbaşkan anlaşılan destek verdiği partinin böyle “ufak tefek hatalarına” göz yumabiliyor. Özgür ve adil bir seçim. Kim buna hayır diyebilir ki.Tabi Özdemir Türkiye’ye gelmişken Erdoğan’ı da unutmuyor. Seçimlerde istediği çoğunluğu elde edemeyen Erdoğan’ın siyaseti gerdiğini iddia ederek, “O ülkeyi hiçbir nedeni yokken krize soktu” açıklamasını yapıyor. Türkiye’de siyasi bir spekülasyondan öteye bir anlamı olmayan bu açıklamayı siyasi duruşunun merkezine almak popülist bir davranıştır. Alman kamuoyunda zaten mevcut olan Erdoğan karşıtı havayı arkasına alarak, bütün kötülüklerin sebebi Erdoğan basitliğine düşmek, iflah olmaz Erdoğan karşıtların belki tatmin eder ama çözüme hiçbir katkı sağlamaz. Siyasi geleceğini riske ederek, barış sürecini başlatan Erdoğan’ın PKK’nın yeniden başlattığı saldırıların müsebbibi olarak görmek en hafif tabiriyle siyasi körlük. Türkiye’nin 50 yıldır yaşadığı Kürt sorunun ilk kez siyasi cesaret göstererek barışla çözmeye çalışan lidere saldırmak yerine, özgürlükler ve barış ortamından yararlanarak, şiddete nefrete alt yapı hazırlayan PKK’ya ve onun HDP içindeki yandaşlarını uyarsaydı Özdemir barışa daha fazla katkı sağlamış olurdu.Türkiye’de bir iç savaş endişesi taşıdığını belirten Özdemir, “Gelişmelerin bu yönde olmaması için dikkat etmek gerekir” diyor. Böyle bir tehlikenin varlığından söz etmek mümkün. Ancak o coğrafyada yüzlerce yıldır birlikte yaşayan Türklerin ve Kürtlerin sağduyusunun böyle bir cinnete izin verme ihtimali bir hayli düşük. Kendi iç dinamikleri ile böyle bir cinnete kapılma ihtimali hemen yok gibi. Yalnız olaya dışardan müdahil olanların sadece siyasi değil, ahlaki ve tarihi bir sorumluluğu var. Bir partiye sınırsız destek vermek her zaman demokrasiye sınırsız destek vermek anlamına gelmeyebiliyor. mikdat.k@sabah.de